Bugün:

 

 

rehberlik

ERGENLIK DÖNEMI

 

Ergenlik, çocukluktan yetiskinlige geçis dönemidir yas sinirlari kesin olarak belirlenmemistir, ancak hemen hemen 12 yas ile fiziksel büyümenin kismen sona erdigi 17-18 yaslarina dek uzanir. Genç kisi bu dönemde cinsel olgunluga ulasir, aileden ayri bir birey olarak kimlik olusturur.

Ergeni bekleyen en önemli görev kimlik olusumunu tamamlamasidir “ ben kimim?” ve “nereye gidiyorum?”sorusuna cevap bulmaktir. Kisisel kimlik arayisi, neyin önemli yada yapmaya deger olduguna karar vermeyi ve kendisinin oldugu kadar baskalarinin davranislarini da degerlendirmek için tutum ve davranis standartlarini gelistirmeyi içerir. Ayni zamanda kendi degerini bulma ve yeterli olma hissini de içerir.

Ergen, belli bir dönem sonra çocukluk özdeslesmelerinden siyrilmaya baslar. Küçük çocuklarin degerleri ve ahlaki standartlari büyük ölçüde anne-babanin degerleri ve ahlaki standartlariyla aynidir, bu temel olarak ebeveynlerinin tutum ve davranislarini özümsemelerinden kaynaklanmaktadir; fakat ergen bir süre sonra arkadas grubunun degerleri ve ögretmenlerle diger eriskinlerin degerlerine daha fazla önem vermeye baslar. Ergen art arda çesitli roller dener, kimlik arayisina girer.

Arkadas degerlerinin ve ebeveynlerin degerlerinin arasinda önemli ölçüde farklilik olmasi nedeniyle çatisma olasiligi yüksektir. Bunun sonucunda ergen rol karisikligi adi verilen deneyimi yasamasi kaçinilmaz olabilmektedir. Ergen farkli roller dener ve farkli rollerin sentezini yapmaya çalisir; fakat bu rolleri içsellestirmede güçlük çekebilir.

Bu dönemde ergen ve ebeveyn arasinda çatismalar yasanmasi kaçinilmaz olabilmektedir. Kimligini olusturmaya çalisan ergen, kendi bildiklerinin dogru oldugunu düsünerek hareket etmesi, ebeveynin deneyimlerinde yararlanmak istememesi bu dönemin normal süreçleri olarak degerlendirilir. Bu dönemde ergen, özgür ve bagimsiz davranmak isteyecektir; fakat bir takim deneyimlerinin bir süre sonra yanlis oldugunu gören ergen davranislari ve düsünceleri arasinda çatisma yasayabilir, bu dönemde ebeveynlerin ergene yardimci olmasi ergenin bu dönemi daha saglikli asmasina yardimci olacaktir.

ERGENLIK ÇAGININ SPESIFIK ÖZELLIKLERI ARASINDA;

 

  1. Uyumlu ilkokul çagi çocugu gider yerine oldukça tedirgin, hirçin, güç begenen bir ergen gelebilir.
  2. Çabuk sevinir ve çok çabuk tepki gösterebilir. Olmadik noktalara takilip kendisine problem yaratabilir.
  3. Ebeveynler, ergenin tepkilerini önceden kestiremezler, davranislarina anlam veremezler, böyle bir durumda çatisma yasanmasi olasidir.
  4. Derslere olan ilgilerinde azalma olabilir, çalisma düzenlerinde bozulmalar gözlenebilir.
  5. Daginik ve savurgan olurlar, ilgileri ve degerleri çok rahat degisebilir.
  6. Bu dönemde vücutlari ile çok ugrasirlar, özellikle sivilceleriyle, saçlariyla fazlaca zaman harcayabilirler.
  7. Bu dönemin en tipik özellikleri arasinda, ünlü bir sanatçi yada sarkiciyla kendilerini özdeslestirirler, onun gibi davranmaya çalisabilirler.
  8. Fazlasiyla hayal kurarlar, bu hayaller genellikle özdesim kurduklari kisi ya da kisiler üzerinde biçimlenir.
  9. Bencillesir, isteklerinde belirgin bir artis gözlenir, var olan kurallari saçma, kendilerine taninan haklari yetersiz bulurlar.
  10. Fiziksel özelliklerinde hizli degisim nedeniyle aynanin karsisinda geçirdikleri zamanda belirgin bir süre artisi olur. Zayiflik, sismanlik, güzellik…vs çok ugrasirlar.
  11. Odalarinda yalniz kalmaktan çok hoslanirlar, kizlarin odalarinda genellikle erkek sanatçilarin posterleri, erkeklerin odalarinda tuttuklari takimin posterlerini görmek mümkündür.
  12. Ergen hizli bir gelisim sürecine girdigi için vücudunu koordine etme konusunda zayif kalir, dolayisiyla bir takim sakarliklar gösterebilir, bu dönemde sakar çocuk imgesinin yüklenmesi yanlis bir anlayistir.
  13. Bu dönemde gençler, yasadiklarini sadece kendi baslarina geldigini düsünürler.
  14. Kendi söyledikleri ve bildikleri her zaman dogrudur.
  15. Baskalarinin kendisini anlamadigini düsünürler.
  16. Akranlarla arkadaslik, baglilik ve gruplasma gözlenir.
  17. Soyut düsünme, elestirme, kendine ait kavram olusturma gözlenir. Mistik ve dinsel konularla ilgilenme de artis gözlenir.
  18. Meslek ve yüksek ögretim program seçimi ile ilgili yogun endiseler yasanir, bu dönemde aileler, meslek seçimini çocuklarina birakmalari, en dogru meslegi seçme konusunda onlara yardim etmeleri fakat bu konuda onlara baski yapmamalari uygun bir davranistir.

 

Bu dönemde ebeveyne düsen en büyük görev, ergenin bu dönemi saglikli bir sekilde atlatmasi için dogru yaklasimlarda bulunmalaridir. Ilk etapta ergenin yasadiklarini bu döneme ait tipik özellikler oldugunu unutmamak gerekir. Ergenin yaptiklarini, isteklerini, girisimlerini desteklemek, kosulsuz kabul etmek ergenin kendisine olan güveninin artmasinin yaninda, kendine güvende hissetmesine de yardimci olacaktir. Bu dönemde ergen üzerinde denetim kurmaya çalismak ya da baski altinda tutmaya çalismak dogru bir yaklasim degildir; çünkü zaten bir iç çatisma yasayan ergen için bu tarz yaklasimlar ebeveynden uzaklasmasindan baska bir ise yaramayacaktir. Bu dönemde ergenin girisimci davranislarini desteklemek, onun kendisini anlamasina yardimci olmak gelisim süreci olumlu bir sekilde atlatmasini saglayacaktir. Ebeveyn bu dönemin geçici oldugunu ve ergenin bu dönemde kendilerine ihtiyaci oldugunu bilmeli ve ergene karsi hosgörülü ve sabirli davranmalarinda fayda vardir. Ergenin artik çocuk olmadigini sözle ve davranisla hatirlatarak onun için gereken destegi ve güveni saglamalidirlar.

ANNE-BABA VE GENÇLER

Ergenlik çagina giren çocuklarinin ebeveynleri en az ergen kadar bocalama dönemine girer. Uyarilar karsisinda sert tepkiler verebilen, yumusak yaklasimlari hos karsilamayan, sert bir tavir karsisinda öfke nöbetleri geçiren ergen karsisinda ne yapacaklarini bilemezler. Çocugun kendisine karsit tepki gelistirmesi ya da ebeveynden uzaklastigini görmek ebeveynleri üzmektedir. Ergen, kendisinin elestirmeye gelemez; fakat kendisine davranis bazinda çok benzeyen ebeveyni acimasizca elestirebilmektedir, bu da anne-baba ve çocuk arasinda içinden çikilmaz çatismalara neden olmaktadir. Genç, arkadaslari, ögretmeni yaninda ebeveynin istedigi sekilde tavir takinirken, ebeveyne karsi tepkili olmasina anne-baba anlam veremez ve “artik bizi sevmiyor” tarzi düsüncelere yönlenebilirler. Bu asamada gence de en az ebeveyni gibi bazi görevler düsmektedir. Genç, insanlarin tahammül gücünün kimi zaman düsebilecegini ve bu tarz davranislarin anne-babasini üzebilecegini ve en önemlisi ailesinin aslinda baskalarinin ailelerinde çok da farkli olmadigini anlamaya çalisirsa ve bu çalkantili dönemde biraz çaba gösterip anne-babasiyla iliskilerinde dikkatli olmaya çalisir, samimi davranir ve kirici olmaktan kaçinabilirse iliskilerinin daha saglikli bir süreçte devam edecegini unutmamalidirlar.

ANNE-BABA TUTUMLARI

Aile içindeki bireylerle çocugun kurdugu iliski çocugun gelisimini etkileyen en önemli faktörler arasinda bas sirayi almaktadir. Baumrind (1972) üç çocuk yetistirme türü tanimlar.

1. Bilinçli otorite: Çocugun aile içinde önemli bir insan oldugu kuskusuz kabul edilmistir ve ebeveyn, çocuga sevgi, ilgi ve onun gereksinimlerine duyarlilik gösterir. Sevgi ve ilginin yani sira, uyulmasi gereken kurallar ve yapilmamasi gerekenlerin sinirlari kesin olarak çizilmistir. Böyle bir aile ortaminda büyüyen ergen, düsüncelerini çekinmeden ifade eder, kendisine güvenir, insanlarin önemser ve girisimci ruhludur, ergenlik dönemini atlatmak çok daha koyladir.

2. Baskici otorite: Çocuklarin yalniz itaat etmesi beklenir, onun düsünmeye ve kendisine özgü bir dünya gelistirmeye hakki yoktur. Anne-baba çocuk sevgisini sert bir dille gösterir. Böyle bir ailede yetisen ergen, düsüncelerini rahat ifade edemez, kendisine ve çevresine güvensizdir, girisimci degildir, çekingendir dolayisiyla problemlerini kendi içinde yasayacagi için bu çalkantili dönemi atlatmakta sorun yasayacaktir. Çevresindeki kisilerce, kibar, sessiz, uslu olarak kabul görür ayni zamanda çekingen, küskün, hassas ve pasif bir kisilik olusturur.

3. Sinirsiz hosgörü: Çocugun her istedigi yapilir, çocuga hiçbir sinir taninmaz ve hiç ceza verilmez. Böyle bir ailede yetisen ergen, isteklerinde sinir tanimaz, aileden gördügü yogun ilgiyi çevresinden de bekler ve yeteri kadar ilgi görmedigi taktirde hirçinlasir, kendi problemini çözemedigi için her seyi ebeveynden bekler, ebeveyne bagimli yasamak zorunda kalabilir. Bu da, çocugun özgüveninin ve sorumluluk duygusunun gelismesini engeller.

ANNE-BABA TUTUMLARININ DOGURABILECEGI KIMLIK STATÜLERI

Basarili kimlik statüsü: Bireyler herhangi bir kararsizlik durumunda (bunalim durumunda) etkin bir karar alarak tercih yaparlar. Verdikleri kararin dogru oldugunu kabul etmektedirler ve kararlarindan memnundurlar. Diger insanlarin da kendilerini kabul ettiklerine inanirlar. Basarili kimlik statüsündekiler kimlik krizini atlatmis ve bir kimlige baglanmayi gerçeklestirmis ergenlerdir.

Erken (ipotekli) baglanmis kimlik statüsü: Alinan tüm kararlar anne-baba ya da otorite olarak kabul edilen diger kisiler tarafindan alinmistir. Ergen, kendisiyle ilgili karari baskasinin vermesini kabul etmistir. Birey, benlik arayisina girmez. Anne-babanin ve diger yetiskinlerin verdigi karalari kosulsuz kabul eder.

Moratoryum kimlik statüsü: Kimlik bunalimi yasayan ve çözüm yolu bulamayan bireylerin durumudur. Kararsiz ve bos vermis kisilige, böyle gelmis böyle gider anlayisina sahiptir. Ergenlik döneminde görülen vurdumduymazlik ve amaçsizlik, moratoryumun baslica belirtileridir. Özellikle bazi ergenler kimlik arama çabalarinda bunalima düsünce bu çabalarindan vazgeçerler. Genç kizlarin erken yasta evlenmek istemeleri, erkeklerin askere gitmek istemeleri ya da okulu birakip ise girmek istemeleri moratoryum kisilik durumunda kaçinma olarak düsünülebilir.

Kargasali (daginik) kimlik statüsü: Kargasali kimlik statüsündeki ergenler ise bir kriz yasamazlar ve mesleki rol seçimiyle ilgili olarak da bir güdüleri yoktur. Bunlar bir kimlige baglanmaktan tamamen kaçinmaktadirlar. Kararsizlar ise bir kimlik krizi yasarlar, kaygilari yüksektir ve karar alma süreci devam etmektedir. Bu nedenle ergenlerin kendileriyle en ilgili olduklari statüdür.

 

ÇOCUK YASADIGINI ÖGRENIR

 

Eger Bir Çocuk;

 

*Sürekli elestirilmisse; Kinama ve ayiplamayi ögrenir.

*Kin ortaminda büyümüsse; Kavga etmeyi ögrenir.

*Alay edilip,asagilanmissa; Sikilip utanmayi ögrenir.

*Devamli utandirilarak terbiye edilmisse; Kendini suçlamayi ögrenir.

*Hos görü ile yetistirilmisse; Sabirli olmayi ögrenir.

*Desteklenip,yüreklendirilmisse; Kendine güven duymayi ögrenir.

*Övülmüs ve begenilmisse; Takdir etmeyi ögrenir.

*Haklarina saygi duyularak büyütülmüsse; Adil olmayi ögrenir.

*Güven ortami içersinde yetismisse; Inançli olmayi ögrenir.

*Kabul ve onay görmüsse; Insanlari sevmeyi ögrenir. *Aile içinde dostluk ve arkadaslik görmüsse; Bu dünyada mutlu olmayi ögrenir.

DOROTHY NOLTE

BU DÖNEMDE GÖRÜLEBILECEK CIDDI PROBLEMLER

 

Intihar: Ergenlik döneminde yasanan problemlerin basinda gelir. Ergenlik döneminde yasanan ölümlerin trafik kazasindan sonra ikinci sirada intihar vakalari yer almaktadir. Istatistikler her geçen gün intihar yasinin düstügünü göstermektedir. Ergen intiharinin kayitlardan çok daha fazladir, bunun nedenleri arasinda ailenin bildirmemesi ya da dinsel nedenlerden dolayi (intihar edenin cenaze namazi kilinmaz…vs tarzi inançlar) duyurmak istememesi neden olabilmektedir. Genel olarak bakildiginda erkeklerin bayanlara oranlara daha fazla intihar ettigi, kadinlarin da erkeklere oranla daha fazla intihara tesebbüs ettigi görülmektedir. Bir kez intihara tessebüs eden kisi, risk grubuna girmektedir, 3-6 ay içerisinde intihar etme olasiligi artmaktadir. Çocuklarda baslayan ve git gide biriken problemler intiharla sonuçlanabilmektedir, dolayisiyla ergenlik döneminde gençlerin üstüne çok fazla gidilmemesi gerektigi uzmanlarca önerilir. Böyle kompleks bir dönemde ergene yardim edebilecek kisiler arasinda ergenin anne ve babasi basta gelmektedir. Küçük gibi görülen büyük hatalar, kötü sonuçlara neden olabilmektedir, bundan dolayi ailenin hem ergeni fazla serbest birakmamasi hem de fazla üstüne gitmemesi gerekmektedir. Bunun basinda ergeni kosulsuz kabul ve ona güvenmek gelir. Ayrica ergenin gelecegin yetiskini olacagi unutulmamalidir, ergenler en baska fikirlerine saygi ve destek beklerler.

 

Okul basarisi, problemlere basa çikamama ergen intiharlarinin basinda gelen sorunlardir. Genç kizlarin intiharinin en belirleyicisi erkek arkadaslariyla aralarindaki problemlerden kaynaklandigi görülmektedir. Genç kizlarin %35-40' ina bakildiginda intihar sebeplerinin, erkek arkadaslariyla problemlerinden kaynaklandigi bulgulanmistir; fakat problemleri derinlemesine incelendiginde temelde ailevi problemlerin yattigi görülmüstür. Psikologlar bu durumu su sekilde açiklamislaridir: aileden destek görmeyen ergen, kaçisi erkek arkadasindan bulur; fakat ergen eger erkek arkadasindan bekledigi doyumu alamazsa çözümü intihar etmekte bulmaktadir.

 

Madde bagimliligi: Sigara, alkol, uyusturucu…vs maddelerle tanisiklik bu dönemde baslamaktadir. Kendisini tiryaki olarak adlandiran bir çok insanin sigarayla tanisma yaslarinin ergenlik dönemine denk geldigi görülmektedir. Her geçen gün sigaraya baslama yasi düsmektedir. Ergenlerde sigarayla tanisiklik genel olarak sosyal çevreyle baslar. Sigara/alkol ergenler arasinda büyümüslügün kaniti gibi görülmektedir, dolayisiyla arkadaslarinin arasinda küçük düsmek istemeyen ergen, sigara içmeyi kendisine bir görevmis gibi algilayabilmektedir.

Madde bagimliliginin nedenleri arasinda yetersizlik duygusu, çekingenlik, aile desteginin yeteri kadar olmayisi, kendine güvenme arzusu, kendini yetiskin olarak benimsetme gereksinimi, düsük benlik saygisi ve depresyon olabilir.

Yeme bozukluklari: Yemek yeme dürtüsü ile ilgili bozukluklar (kisaca "yeme bozukluklari"), vücut agirligi takintisi, vücudun sekli ile ilgili olumsuz düsünceler ve beraberinde getirdigi duygulanim bozukluklarinin oldugu özel bir hastalik grubudur. Bu tür bozukluklar kisinin genel vücut sagligini etkileyecek kadar güçlü olan hastaliklardir. Yeme bozuklugunun üç türü vardir:

a) anorexsia nevroza

b) blumia nevroza

c) baska türlü adlandirilamayan yeme bozuklugu

 

biz yeme bozukluklarinin iki türünden bahsedecegiz.

 

a) Anoreksiya Nevroza: Bu kisiler , yasi ve boy uzunlugu orantili olmasina ragmen daha az kiloda olmaya çalisir, ancak ne kadar kilo verirse versin normal kiloda oldugunu kabul etmez. Anoreksiya hastaliginda kisi gida alimini o kadar uzun bir süre durdurur ki, vücut agirliginin %85 kadarini kaybedebilir. Anoreksik olan kisi beklenenin altinda bir vücut agirliginda olmasina karsin sismanlamaktan asiri korkar ve kendi vücut biçimini ve agirligini algilamada bozukluk vardir. Kilosunun normal veya düsük oldugunu inkar eder. Kendini kendi gözünde degerlendirirken vücut agirligi gerekenden çok daha önemli bir yer tutar.

Bu kisilerin aile yapilari; düzensiz bir aile iliskisi vardir ve anne-babaya karsi asiri tepkili davranislari söz konusudur. Anne-babanin yemek yememesine çok üzülmesine ragmen bu kisiler çok fazla ilgilenmezler, psikologlar ebeveyne karsi tepki olusturduklarini belirtirler. Ayrica sebepleri arasinda medyada güzellik anlayisinin “zayif bireyler” olarak gösterilmesi de vardir.

b) Blumia Nevroza: Anoreksiya navrozadan daha sik görülen bulimia adi verilen yeme bozuklugunda "tikinircasina" ve "bogulurcasina" yemek yeme nöbetleri vardir. Bu nöbetlerde kisi belli bir insanin yiyebilecegi miktarin çok daha fazlasini çok daha kisa zamanda yer. Kisi yemek yeme ihtiyacini ve doygunlugunu hissetmez ve denetleyemez.

Bulimik kisi bu kadar yemegi istemsiz bir sekilde yedikten sonra kilo alma kaygisina kapilir ve bundan sakinmak için parmaklarini girtlagina yerlestirerek kusma refleksini baslatir ve midesindekileri bosaltir. Ya da laksatif (diskiyi yumusatan ilaçlar), diüretik (sivi kaybini saglayan) ya da lavman (barsak bosaltici) ilaçlariyla bu gidalari vücudundan uzaklastirmaya çalisir. Bazi kisiler de yemek yeme nöbetleri sonrasinda uzun bir süre hiç yemek yememe ya da çok agir egzersizler yapma gibi yollara basvururlar.

SINAVA HAZIRLANMA SÜRECINDE GENÇ VE EBEVEYN

Sinava hazirlanan genç için zorlu bir süreç baslar, bu süreçte aile de en az aday kadar bu süreci yasar ve adayla paylasir. Bu dönemde genç, sikintili oldugu kadar endiselidir. Böyle bir durumda gencin duymak istedigi en son sözlerin basinda sik tekrarlanan “ders çalis” cümleleri gelir. Bazen ebeveynler bu tarz direktifleri sik söylemenin aday adina iyi olacagini, onun sorumlulugunu hatirlatma konusunda bir pekistireç görevi görecegini düsünür; fakat ise yaramadigini görmeleri, gencin “sorumsuz” ya da “çalismiyor çünkü istemiyor” tarzi ifadelere maruz kalmasina neden olabilmektedir. “çalis” kelimesi gencin çalisma davranisinin zayifladigi noktada ise yaramakla beraber çok sik tekrarlanmasi gencin çalismama davranisini pekistirecektir. Bunun yerine genç çalistiginda ona ödül vermek, çalismadigi zamanda görmezden gelmek gibi yaklasimlar çalisma davranisini pekistirecektir. Sinava hazirlanma sürecinde kaçinmamiz gereken ve ebeveyn ve genç arasindaki iletisi zayiflatacak engeller sunlardir:

•  Ahlak dersi vermek: Gence “-meli, -mali” tarzi söylemlerde bulunmak gencin, karsit tepki vermesine neden olabilecegi gibi zorunluluk ve suçluluk duygusu yaratir. Degerli olmadigi hissini yasayan genç yaptigi isin de önemli olmadigini düsünecektir. Örn; “ders çalismalisin” denmesi gence neden ders çalismasi konusunda fikir vermedigi gibi, zorunluluk gibi algiladigi için gerçekten ders çalismak istemeyecektir.

•  Emir vermek ve yönlendirmek: “odana git, ders çalis, sinavi yine kazanamayacaksin” tarzi cümleler genci o anki durumuyla kabullenmediginizin göstergesidir. Ebeveyn korku yaratmistir. Genç kendini tehdit altinda hisseder, kizar ve ebeveyne karsi olumsuz tepkiler gösterebilir.

•  Yargilamak, elestirmek, suçlamak: Bu tarz iletiler gencin kendisi çok daha yetersiz, degersiz hissetmesine neden olur. Sürekli bu tür iletiler alan genç, kendini yargilar ve sevilmedigini düsünür.

•  Nutuk çekmek: Genci gerçeklerle, bilgi, mantik ve yetiskinlerin görüsleriyle etkilemeye çalismak “ben üniversite sinavina girerken dershaneye bile gitmemistim” türünden ifadeler gencin bilgisizliginin ima edildiginin düsünmesine neden olur. Gençler anne-babadan nutuk dinlemeyi sevmezler bir süre sonra bu tarz ifadeler duyarsizlasmaya baslarlar “her sererinde ayni seyi duyuyorum…gibi”

•  Alay etmek, utandirmak: Bu tür iletiler gencin benlik imajini zedeler, genç kizar ve cevap gecikmez. “bana tembel diyene de bakin, kendi ne yapmis…gibi”

•  Göz dagi vermek: bu tarz iletiler genci korkak, pasif ve güvensiz yapar. Istemediginiz seyi yaptiginda ona sonuçlari konusunda göz dagi verdiginizde genç sizin gerçekten söylediklerinizi yapip yapmayacaginiz konusunda deneyebilir ve olumsuz tavrini sizi denemek için devam ettirebilir.

•  Ögüt vermek: bu tarz iletiler gencin anne-babasinin kendi becerisini bulma becerisine güvenlerinin olmadigini hissettirir. Çocugun anne-babasina bagimliligi artar ya da sunulan önerilere kizmasina, gencin asagilik ve yetersizlik hissini yasamasina neden olabilir.

•  Övme, görüsüne katilma: “haklisin, o ögretmen berbat birine benziyor.” ya da “bence de haklisin” tarzi ifadeler ailenin beklentilerinin çok yüksek oldugunu ima eder, gencin kendini algilayisi ve övgü birbirine uygun degilse çocukta kaygi yaratabilir.

•  Isi alaya alma, konu degistirme: “dünyayi neden sen yönetmiyorsun?” ya da “baska seylerden bahsedelim, bu konuyu kapatalim.” tarzi ifadeler yasamin güçlükleriyle savasmak yerine onlardan kaçinmak gerektigi mesajini verebilir. Çocugun sorunlarinin önemsiz oldugu mesajini verip, güçlüklerle karsilastiginda paylasmaya çekinmesine neden olabilir.

•  Mantik yoluyla inandirma, tartisma: “ iste bu nedenle hatalisin.”, “ olaylar gösteriyor ki…” seklinde baslayan cümleler savunucu tutumlara yol açar. Çogunlukla çocugun aileyi dinlememesine neden olur ve çocugu n kendisini yetersiz hissetmesine neden olabilir.

•  Yorumlamak, analiz etmek: Çocuklarini sik sik analiz eden aileler, onlara kendilerinden daha akilli ve üstün olduklari iletisini verirler. Genç, anne babasiyla konusmak ve onlarla sorunlarini paylasmak istemez.

•  Soru sormak, sinamak: Sik sik gence sorular sormak, gence karsi güvenin olmadiginin göstergesidir. “ne kadar soru çözdün? Sadece 100 tane mi? Bu kadar soruyla yapabilecegini mi saniyorsun?” tarzi ifadeler gencin bu sorulari göz dagi gibi algilamasina neden olur.

ETKIN AILE ILETISIMI

Egitim öncelikli olarak aile içinde baslar ve çocuk aileyi yansitir. Aile içindeki bireylerin kisilik yapisi çocugun kisiligini sekillendirir. Eger aile iletisim becerilerini etkili biçimde kullanmazsa çocukta iletisim becerilerini kazanamaz. Dolayisiyla çocuk hem ailede hem de sosyal çevrede sürekli çatisma içine girer. Her anne baba çocugunu en iyi sekilde yetistirmek ister. Çocuguna iyi niyetle yaklasmaya çalisir. Ama ailenin verecegi iyi bir egitim, çocuguyla kurdugu saglikli iletisim becerilerini kullanmasina baglidir. Bu saglikli iletisimi çocukla kurabilmek için önce onu tanimak ve onun temel gereksinimlerine saygi duymak gerekir. Çocugu dinlemek, fikirlerine saygi duymak, aile içindeki kararlara çocugu dahil etmek çocugun kendine güvenmesine ve bireysel kararlar alabilmesine yardimci olacaktir. Aile bir iliskiler sistemidir. Aile sistemi dedigimiz zaman aile içindeki bireylerin birbirleriyle nasil etkilesimde bulunduklarini düzenleyen kurallarin tümünü kastederiz. Her birey kendi benlik tanimlamasi içinde ailenin tüm düzeninden ciddi biçimde etkilenir. Çocuk, aile içi iliskileri benimsemisse, kosullar olanak sagladiginda, alistigi türden bir aile ortamini yaratmaya girisir. Daha dogrusu kosullarini ve olanaklarini kendi bildigi aile türünden bir aile yaratacak biçimde kullanir. Bu nedenle babasi alkolik olan bir kiz (babasiyla bu yüzden ciddi sorunlar yasamis olsa bile) alkolik bir adamla evlenebilir; annesi tarafindan ilgi, sevgi görmemis, yalitilmis bir erkek ise (yillarca annesinin bu tutumundan ötürü rahatsizlik duymus olsa bile) anneleri gibi duygusal yönden soguk kadinlarla evlenebilirler. Aile içindeki roller böylece kusaktan kusaga kendi kendini yineleyebilir.

Aile içi iletisimde özellikle dinlemek çok önemlidir. Çocugunuzun söylediklerini aktif dinlemek ve özellikle çocugunuza karsi empati kurabilmek çocugunuzun ve sizin aranizda olabilecek iletisim engellerini minimal düzeye indirmenizde yardimci olacaktir; çünkü dogru yolu göstermek zorunda olmaksizin onu gerçekten anlamak amaciyla çocugunuzu bütün dikkatinizle dinlemek ona büyük bir huzur ve güven saglar. Bu huzur ve güven ortami içinde çocugunuz kafasindakileri ortaya koymaktan çekinmez.

“ÇOCUGUNUZU TANIYARAK EGITIME BASLAYINIZ"

 

J.J.Rousseau

 

matturk dershanesi rehberlik servisi

Psk. Tugba GÖRGÜLÜ

 
   
 

 






    Powered by matturk.com